Friday, 13 November 2009

UFC 105 Manchester

Şu sıralar MMA rüzgarı aralıksız devam ediyor. Geçen hafta Strikeforce, bu haftasonu UFC 105, önümüzdeki haftasonu UFC 106...

Bu gece (Cumartesi) UFC 105'de Randy Couture vs. Brandon Vera, Dan Hardy vs. Mike Swick ve Michael Bisping vs. Denis Kang mücadelelerini izleyeceğiz. Doğrusu burda beni en çok heycanladıran maç, Bisping vs. Kang.

Gecenin diğer mücadelelerinde ise TUF 9.sezondan tanıdığımız dövüşçüleri izleme şansını bulacağız.

Tuesday, 10 November 2009

Strikeforce gecesinin tekrarı bu Cuma Digiturk'te

''Strikeforce Fedor vs Rogers'' gecesinin tamamını bu Cuma, Digiturk'te saat 23.00'da, Çağdaş Tok'un anlatımıyla izleyebilirsiniz.

Monday, 9 November 2009

Röportaj: İlk MMA spikerimiz Çağdaş Tok

Geçtiğimiz Cumartesi gecesi, sabaha karşı,  Digiturk Spormax kanalında ''Strikeforce Fedor vs. Rogers'' yayınlanınca, ilk defa Türkiye televizyonlarında bir MMA organizasyonu canlı yayınlanmış oldu. Gecenin sunuculuğu, Avrupa'dan yüzlerce futbol maçı, Grand Slam finalleri, Super Bowl (Amerikan Futbolu) finalleri, kickboks maçları, snooker ve daha bir çok farklı spor dalında sunuculuk yapmış olan Çağdaş Tok'a düşmüştü.

Çağdaş Tok, göreceli olarak bu spora çok yeni olmasına rağmen, seyirciyi bilgilendirmeye yönelik anlatımları, verdiği istatistiki bilgiler ve genel olarak heycanlı sunumuyla çok beğenildi. Kansporu olarak Tok'a MMA'e nasıl bulaştığını ve MMA'in Türkiye'deki geleceğini sorduk.
Kansporu: Öncelikle bize spor spikerliğine nasıl başladığını anlatır mısın?
Tok: Ben aslında Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Ancak okul sırasında zorunlu staj haricinde o sektörde hiç çalışmadım. Spikerliğe yönelme durumum öncelikle annemin ve bazı yakınlarımın "Ses tonun çok güzel, spikerlik kursuna gitsene" gibi teşvikiyle çok fazla ilginç olmayan bir şekilde başladı. Bir süre bekledikten sonra Ankara'da Mehpare Çelik, Zafer Kiraz, Rüştü Asyalı, Elçin Temel, Erkan Tan gibi hocaların yer aldığı kursa başladım. Kursu M.E.B'dan aldığım 90 puanlık sertifikayla tamamladım. Daha sonra İstanbul'a gelerek Kanal D Haber Merkezi'nde staja başladım. Aslında öncelikli amacım haber spikeri olabilmekti. Eğitimi de zaten sadece bu yönde almıştım, çünkü Türkiye'de spor spikerliği eğiti veren hiçbir yer yok. Sistem daha çok usta-çırak şeklinde işliyor. Kanal D'de birkaç kez hava durumu, birkaç kez de haber seslendirdikten sonra bir arkadaşımın daveti üzerine Ağustos 2003'de Eurosport'a geçtim. İngilizce bilmem ve spora olan ilgim beni Eurosprot'a sürükledi. İlk birkaç aylık eğitim ve uyum sürecinin ardından düzenli bir şekilde yayınlara girmeye başladım. Daha çok snooker, futbol ve dövüş sporları olmak üzere aklınıza gelebilecek bütün sporlarda spikerlik yaptım. Zaman ilerledikçe dövüş sporlarının Türkiye'de gelişeceğini düşünerek bu branşa daha çok ağırlık verdim. Türkiye'de hiçbir kanalda dövüş sporu yayınlanmıyorken ben Eurosport'da her haftanın 3 günü dünyanın en önemli organizasyonlarını anlatıyordum. Daha sonra şirketimizin Fox Sports ve Espn Classic'in Türkçe yayın haklarını da almasıyla işin içine Amerikan sporları da girdi ve bu alanda da kendimi geliştirmeye çalıştım. Özellikle Espn Classic'in yayın formatı sayesinde çok eski boks maçlarını ve belgeselleri de anlatarak eski boksörler hakkında bilgi sahibi oldum. Son 2 yıldır serbest olarak çalışmaktayım. Bu süre zarfında çeşitli kanallarda çalıştım. Cine5'de yayınlanan çeşitli kickboks organizasyonlarında görev aldım. Ancak ağırlıklı olarak Digiturk/Spormax'de Brezilya, Rusya, İngiltere'den futbol maçları anlatıyorum.

Kansporu: MMA ile nasıl tanıştın?
Tok: MMA ile ilk olarak Eurosport'da tanıştım. Açıkça söylemek gerekirse ilk zamanlar tek elimle gözümü kapatarak, ekrana parmaklarımın arasından bakarak anlatıyordum. :) Ama görevim gereği mecbur seyretmek zorunda kalıyordum. Normal boks maçlarını anlattıktan bu spor bana biraz sert ve gereksiz gelmişti. Ancak daha sonra anlattıkça ve yine görev gereği araştırdıkça işin içindeki farklı dövüş tekniklerini ve stratejiyi öğrendim. Zaten dövüş sporlarında işin içinde bir stratejinin olduğunu, hiçbir şeyin tesadüfi gerçekleşmediğini görmeye başladığınız zaman o sporun aslında hiç de o kadar vahşi olmadığını anlamaya başlıyorsunuz.  
 
Kansporu: Strikeforce gecesinin Digiturk'te yayınlanış hikayesi ve senin spikerliğine getirilmen nasıl oldu?
Tok: Digiturk'de bir süredir dövüş sporları yayınlamak için çalışmalar sürüyordu. Bildiğim kadarıyla UFC gibi çeşitli organizasyonlarla görüşmeler- ya da pazarlıklar diyelim- devam ediyordu. Digiturk'ün MMA yayınlama düşüncesinin altında daha çok bu sporun dikkat çekebilecek şekilde ilginç ve görüntü kalitesinin HD düzeyinde olması yatıyor ki bence bu oldukça profesyonel ve güzel bir bakış açısı. Digiturk'ün isteği, UFC ya da Strikeforce (artık hangisiyle anlaşmaya varırlarsa) gibi şirketlerin 2006'dan bu yana olmak üzere eski kasetlerini almak ve bunları her hafta yayınlayarak seyircilerin sporcuları ve sporu tanımasını sağladıktan sonra güncel yayınlara geçmek. Tabii bu süre zarfında arada canlı yayınlar da oldukça onlar da yayınlanacaktır. Strikeforce Fedor vs. Rogers organizasyonunda olduğu gibi. Bu yayınlarda spiker olarak benim görevlendirileceğim çok önceden zaten belliydi, çünkü Digiturk bünyesinde dövüş sporları tecrübesine sahip olan tek spiker bendim ve bunun kararı çok öncesinden alınmıştı.  
 
Strikeforce gecesinin Digiturk'te yayınlanış hikayesine gelince; anlattığım zaman aslında biraz eğlenceli biraz komik bir hikaye olduğunu göreceksiniz. Spormax kanalının müdürü sevgili Murat Açıkgözoğlu haftaiçinde Strikeforce'un bahsi geçen organizasyonuyla ilgili  bana mail atarak "Bak bakalım nasıl bir şey almışız?" dedi. Ben organizasyonu biraz araştırdıktan sonra kendisine bunun oldukça kaliteli bir organizasyon olduğu, dünyanın birçok yerinde canlı yayınlandığını belirttim. Ancak benim için UFC, Pride ya da Strikeforce hepsi aynıydı. Neticede hepsi MMA olduğundan ve bu sporun Türkiye'de hiç yayınlanmamış olmasından dolayı neticede ilgi çekeceğini tahmin ediyordum. Sadece bir sorun vardı organizasyonun sabah 04:00'de başlıyor olmasıydı. Kendisine o saatte yayının kaydını almak ve daha sonra seslendirerek haftaya Cuma akşamı herkesin seyredebileceği, uygun bir saatte yayınlamayı önerdim. O da bu fikrime sıcak baktı. 
 
Ancak bir gün sonra 6 Kasım Cuma günü beni arayarak organizasyon bu gece saat 02:00'deymiş, canlı yayınlayacağız diyerek beni kanala çağırdı. Ben aslında organizasyonun 7 Kasım Cumartesi Amerika saatine göre akşam 8 de olduğunu biliyordum ama bir bildiği vardır diye sesimi çıkarmadım ve kanala gittim. Her zamanki gibi yayına hazırlandım, fight card'ları hazırladım, bazı terimleri yeniden gözden geçirdim vs. Bütün gün altyazılarla bu organizasyonun reklamı yapılmıştı. Daha sonra yayın saati geldiğinde uydudan sinyal alamadığımızı görünce gerçekle yüzleşmek zorunda kaldık. "Yayın ertesi günmüş meğer :)"  
 
E tabii yaşadığımız hayalkırıklığının ardından derin bir nefes alarak eve döndük. Ben de kendime kızdım neden söylemedim diye. Amerika'da 7 Kasım Cumartesi akşam 8'deki yayın bizde Cumartesi'yi Pazar'a bağlayan gece yayınlanması gerekirdi mantık olarak. Ama ilk defa dövüş sporu yayınlanın vermiş olduğu heyecanla böyle bir hata yaptık. Canımız sağolsun dedim ertesi gün kanala gittim. Saat 22:30'da Brezilya Liginden Sport Recife-Cruzeiro maçını anlattım ve o yayın saat 00:30'da bitti. Strikeforce yayınına 1.5 saatlik bir süre kaldığını, çünkü yayının 02:00'de başlayacağını düşünüyorduk. Uydudan sinyal de almaya başlamıştık, ancak gece 02:00 olduğunda görüntü gelmeyince bir şeyi daha anladık ki ki o da sadece main card'daki 4 maçın yayınlanacağı gerçeğiydi. Ben hazırlığımı 10 maça göre yapmıştım ve hatta bayanların maçını da anlatmayı çok istiyordum. Ama kısmet değilmiş. Hazırladığım bütün diğer maçlarla ilgili kağıtları çöpe attım ve sadece bu 4 maçın bilgilerini saklayarak yayın saatini bekledim.
 
Yayın başladıktan sonra herşey benim için daha kolaylaşır, öyle de oldu. Çünkü ne kadar maç aralarında bekleme süresi uzun sürse de ya da organizasyonda bir gecikme yaşansa her zaman anlatacak bir şeyler bulurum. Anlatacak hiçbir şey olmasa bile bazı MMA kurallarını anlatırım, yine o boşluğu doldururum. Neyse ki herhangi bir sorun yaşanmadı, temiz bir organizasyon oldu. Maçları anlatırken round aralarındaki boşluklarda MMa ile bazı kuralları anlattım, geride kalan roundda kimin daha üstün olduğuna dair yorumlar yaptım. Maç bittikten sonra KO olmayan maçlarda kimin kazanacağına dair tahminlerde bulundum. Hakem kararlarında bir sürpriz yaşanmadı ve tahminlerim de doğru çıkınca en basit ve dürüst ifadeyle mutlu oldum.  
 
Ben Türkiye'de fazla tanınmayan sporların tanınmasını ve sevilmesini sağlama konusunda Eurosport'tan gelen bir tecrübeye sahibim. Bildiğiniz gibi Snooker Türkiye'de fazla bilinmeyen bir spordur. Herkesin mutlaka televizyonda görüp bu nasıl bir bilardo türü, acaba kuralları nasıl diye birkaç dakika düşünerek ekrana takılıp kalmışlığı vardır. Türkiye'de insanların bilardoyu sevdiğini bildiğim için Eurosport'da çalışırken ilk olarak bu yayınlarda interaktif yayıncılığa geçilmesini sağlamıştım ve canlı yayınlarda seyircilerin mail aracılığıyla bana soru sormalarını sağlamıştım. İnsanar snooker'ı bilerek seyretmeye başlamıştı. Bu başladıktan sonra Türkiye'de snookera ilgi bir hayli artmıştı ve hatta İstanbul'da snooker masası sayıları artmış, oldukça fazla katılımlı turnuvalar bile düzenlemiştik. Ki o zaman Türkçe yayın sadece Digiturk üzerinde vardı, kabloluda yoktu. Yani sadece belirli sayıda bir kitleye hitap edebiliyorduk. 
 
Bunu anlatmamın sebebi kendimi övmek değil. Spormax'de MMA yayınlarında da bunu yapma planımın olmasındandır. İlk yayınlarda hem kafes ya da ringdeki aksiyonu seyircilerle paylaşmak hem de zaman zaman kurallar hakkında seyircileri sıkmadan kısa bilgiler vermek istiyorum. Bunu ilk yayında yaptım. Bu düşüncemi bazı Digiturk yetkilileriyle paylaştım ve onlar da buna sıcak baktı. Ancak hangi yayın haklarını alacaklar, canlı yayınlar ne zaman yayınlanacak gibi konular kesinleştikten sonra bunu uygulanır hale getirebiliriz. Ben MMA'in çok fazla ilgi göreceğinden eminim. K-1'i de Türkiye'de belli sayıda insan bilirdi, ancak TV'de ulusal bir kanalda yayınlanmaya başladıktan sonra (anlatan spiker meslektaşım da dahil) herkes Semmy Schilt'i, Remy Bonjasky'i tanır oldu. Ki ben bu dövüşçülerin maçlarını 2003'den beri anlatıyordum. Tek isteğim biran önce Digiturk'ün bu yayınları düzenli bir şekilde yayınlamaya başlaması. Gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir.   
 
Kansporu: Türkiye'de MMA ile ilgili bize neler söyleyebilirsin. Sence şu anda MMA Türkiye'de ne durumda?
Tok: Bildiğim kadarıyla Türkiye'de MMA fazla bilinmiyor. Mutlaka bu sporla profesyonel olarak ilgilenen birileri vardır, ancak kickboksta olduğu gibi bir organizasyon düzenlemedikten, bunu Tv ekranlarına çıkartmadıktan sonra bunun pek bir önemi yok. Türk MMA'cılar da yine bildiğim kadarıyla daha çok Hollanda'da ve Hollanda adına dövüşüyorlar. Yanılıyorsam lütfen siz beni düzeltin.
 
Son olarak kendimle ilgili bir açıklama: Ben spor spikeriyim. Binlerce dövüş maçı anlattım, 800'ün üzerinde canlı resmi futbol maçı anlattım, anlatmaya da devam ediyorum. Örneğin yine son 2 yıldır dünyanın en çok takip edilen organizasyonu olan Super Bowl'u Türkiye'de ben anlatıyorum. Teniste birçok Grand Slam finali anlattım. Kendimi sadece dövüş sporları ya da futbol spikeri olarak kısıtlamamaya çalışıyorum. Sadece bana verilen görevleri yapmaya çalışıyorum. Gireceğim yayına en iyi şekilde hazırlanmaya çalışıyorum. Ama bu yoğunlukta bunların dışındaki hayatımda düzenli olarak MMA ya da K-1 herhangi bir organizasyonu düzenli olarak takip etmeme imkan yok. Ben de bu yayınları anlattıkça dövüşçüleri tanıyacağım ve giderek daha da uzmanlaşacağım. Bu yüzden bundan sonra sizin blog'uzun takipçi olacağım. Sizden ya da okuyucularınızdan bir ricam, gelin hep beraber MMA'de olan terimlerin mümkün olduğunca Türkçe'sini bulalım. Ben de yayınlarda bu terimlerin önce İngilizce'sini ardından Türkçe'sini kullanayım. Zamanla seyirciler bu terimlere iyice aşina olacaktır ve İngilizce'sini kullanmama da gerek kalmayacaktır.  
 
Hepinize Sevgiler ve Saygılar

Sunday, 8 November 2009

Strikeforce: Fedor vs. Rogers, geceden notlar..

Fedor'un saltanatı devam ediyor
10 ay aradan sonra efsane Fedor Emelianenko'yu yine dinamit gibi bir maçta izleme keyfine vasıl olduk. Yenilgisiz dev Bret Rogers, son derece tehlikeli bir rakip olduğunu kanıtlayarak, daha ilk saniyede Fedor'un burnunda derin bir yarık açtı. Hem yerde attığı yumruklar, hem ayakta güreştikleri anlarda son derece başabaş bir maç çıkaran Rogers, ikinci raundun ikinci dakikasında, ansızın nerden geldiği anlaşılmayan klasik bir Fedor yumruğu karşısında hayatının ilk nakavtını tattı. 

Strikeforce ve CBS sınıfta kaldı
Çok iyi dövüşçüler ve iyi dövüşlerle dolu bir gece olmasına rağmen, organizasyon malesef çok sönük kaldı. Gece, DREAM ve UFC'nin yanına yaklaşamayacak bir kurulukta sunuldu. Böylesine önemli bir gece, çok ama çok zayıf paketlenmişti. Halbuki AFFLICTION bu işi ne güzel yapmıştı. Strikeforce'un dün geceki hali adeta 90'lardan sıradan bir UFC gecesini anımsattı. Miller vs. Shields maçı dışında hiç bir dövüşçünün kafese girme görüntüsü yayınlanmadı. Hele ki Fedor vs. Rogers maçının öyle pat diye, dövüşçüler ringin içindeyken başlaması saç baş yoldurdu. Gecenin sonunda Fedor'la röportaj yapan sunucu tat vermedi... Fedor'un çevirmeni ayrı bir rezaletti... Evet, şüphesiz Strikeforce reytingleri tavan yaptı. Ama bu son derece kuru ve yalapşap sunumla uzun vadede Strikeforce ne yapar, merak konusu. Gecenin organizasyon bakımından belki de tek artısı, eski PRIDE sunucusu Mauro Ranallo'nun ve kült hakem Big John McCarthy'nin tekrar bizlerle olmasıydı. 

Shields'ın bitmek bilmeyen direnci, Miller'ı bitirdi
MMA'in gelmiş geçmiş en renkli karakterlerinden biri olan Jason 'Mayhem' Miller, dün gece aslında seyircilerin gönlündeki dövüşçüydü. Ayakta durmak isteyen, yumruk atmak, tekme atmak isteyen, çarpışmaya girmek isteyen Jason Miller'dı. Ancak Miller'ın karşısında muhteşem bir güreşçi olan Shields vardı. Shields, startejisinden hiç kopmadı, maç boyunca devamlı pozisyon üstünlüğünü elinde tuttu ve Miller'ı etkisiz hale getirmeyi başardı. Her ne kadar maç sonunda seyirciler tarafından yuhalandıysa da, Shields, aslında gerçekten de kemeri hakeden taraftı.

Gegard Mousasi durmak nedir bilmiyor
2008 yılının tartışmasız en iyi çıkış yapan dövüşçüsü Gegard Mousasi, 2009'da da hız kesmedi. Mousasi'nin son kurbanı, dün gece, PRIDE'ın son günlerinde bomba gibi patlayan, ancak daha sonra UFC'de Machida'ya yenilerek inişe geçen Kamerun'lu canavar Sokoudju oldu. Son zamanlarda Fedor ile çalışan Mousasi, MMA'in en önemli isimlerinden biri olma yolunda.

Werdum, Fedor'un yeni rakibi mi?
Gelmiş geçmiş en tehlikeli yer dövüşçülerinden biri olan Fabricio Werdum, dün gece Antonio 'Big Foot' Silva karşısında muhteşem bir maç çıkardı. Maçın ilk dakikalarında Silva'nın korkunç yumruklarına maruz kalan Werdum, maçı o an orada kaybedebilirdi. Tecrübe ve dayanıklılık timsali olan Werdum, inanılmaz bir şekilde maçı çevirmeyi başardı. Werdum'un şimdi Fedor'un yeni rakibi olacağı söyleniyor...

İzle: Strikeforce - Fedor vs Rogers

Wednesday, 4 November 2009

...ve heycan dorukta!

9 aylık bir aradan sonra Fedor 'Son İmparator' Emelianenko, bu Cumartesi yine ringe çıkıyor - pardon, kafese giriyor (evet, Fedor ilk defa bir kafeste dövüşecek).

Amerika'nın önde gelen gazetelerinden Chicago Sun-Times, Fedor'a çok geniş yer ayırarak, onu Ali ve Tyson'la kıyasladı.

Kimbo vs Houston Alexander, TUF 10 finalinde

Kimbo'nun TUF 10'daki hayal kırıklığı yaratan performansından sonra, TUF 10 final gecesinde kiminle dövüşeceği belli oldu. Kimbo'nun karşısına bir başka yumruklarına güvenen nakavt uzmanı Houston Alexander çıkıyor. Houston'ın MMA kariyerindeki en parlak nokta, UFC 71'de Keith Jardine'i yıldırım hızıyla nakavt ettiği geceydi. Daha sonra üst üste 3 yenilgi alan Houston, AMMA 4 'te aldığı bir galibiyetle hayat bulmuştu.


Sunday, 1 November 2009

7-0 oldu, Rampage kapıyı parçaladı

The Ultimate Fighter, 10. sezonda ilk 7 maçın 7'sini de Rashad'ın takımı kazanınca, Rampage kafayı yedi. Önce elindeki su şişesini duvara (tavanla duvarın kesiştiği yere) fırlatan Rampage, ardından kapıyı sert bi şekilde açtı. Duvardan seken kapıya gelişine bir tekme, daha sonra dirsek, kafa ve tekrar tekmelerle kapıyı paramparça etti. 




Wednesday, 28 October 2009

DREAM.12'den notlar...

Geçtiğimiz haftasonu, MMA dünyası Machida vs. Shogun maçına kilitlenmişken, Japonya'da da sessiz sedasız DREAM.12 gerçekleşti. Japonya'da ilk defa Beyaz Kafes'te gerçekleştirilen dövüşler içinde, 40 yaşındaki yaşayan efsane Sakuraba yine tecrübesini konuşturdu ve inanılmaz bir galibiyete imza attı. Dünyanın en iyi 3. hafifsikleti kabul edilen Eddie Alvarez bir galibiyet daha aldı. Ve gecenin pek de ihtişamlı olmayan en son maçında eski PRIDE'cılardan Overeem ve Josh Thompson karşı karşıya geldi. Black Eyed Peas ile sahneye çıkmak gibi bir eziklikte bulunan Thompson, yükselen bir grafik yakalamış olan Overeem karşısında 33 saniye dayanabildi.
-Gecenin nakavtı Zaromskis'den geldi

Lesnar hasta, UFC 106'da yok

Brock Lesnar hastalığı sebebiyle 21 Kasım'daki UFC 106'dan çekilmek sorunda kaldığını açıkladı. Shane Carwin ile Lesnar arasındaki ünvan maçı gecenin maçıydı. Lesnar'ın 3 haftadır ağır hasta olduğu ve antremanlara çıkamadığı açıklandı.

Şimdi UFC 106'da gecenin maçı, Tito Ortiz vs. Forrest Griffin olarak öne çıktı.  


Saturday, 24 October 2009

Rezalet...

UFC 104, malesef, hem UFC hem MMA sporu için oldukça talihsiz bir gece oldu... Nasıl oldu da jürinin maçı Machida'ya verdiğini anlayamadık... Eğer işin içinde bir şike yoksa, gerçekten bir şekilde Machida daha çok puan kazandıysa, kesinlikle UFC'nin puanlama sistemini değiştirmesi gerekiyor (Joe Rogan da gecede aynı yorumu yaptı).

Şimdi sherdog.com ve çeşitli başka MMA sitelerinde ve radyolarında geziniyorum, istisnasız herkes Shogun'ın maçı kazanmış olması gerektiğini söylüyor. Söyleyecek pek bir şey yok... Anlaması zor bir karar...

UFC 99'da Wanderlei'nin kazandığı maç Rich Franklin'e verildiğinde de çok üzülmüştüm ama bu gece hepsinin üzerine tuz biber ekti! 5 yıldan fazla MMA'i takip ediyorum. İlk defa bu kadar haksızlık yapıldığını hissediyorum. İlk defa bir MMA gecesinde bu kadar moralim bozuldu. UFC acaba eski PRIDE yıldızlarına garez mi yapıyor diyorum... Bilemiyorum...

Wednesday, 21 October 2009

Anderson Silva: ''Fedor beni döver''

MMA'in gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden biri olan, şampiyon Anderson 'Spider' Silva, geçen gün yaptığı bir röportajda, Fedor'la dövüşmeleri halinde muhtemelen Fedor'un galip geleceğini söyledi. UFC başkanı Dana White tarafından siklet farkı gözetmeksizin MMA'in en iyi dövüşçüsü ilan edilen Silva'nın bu alçakgönüllü ve onurlu açıklamayı yapmasına ben çok sevindim açıkçası. Dana White'ın da en yakın zamanda sezarın hakkını sezara vermeyi öğrenmesini temenni ediyorum. Silva'yı daha çok seviyorum şimdi...

Tuesday, 20 October 2009

Kim kazanır? Machida vs. Shogun

Geçen gün Çağlar arkadaşımız, maçlar öncesi küçük bir oylama olsa diye bir istek belirtmişti. Bu haftasonu gerçekleşecek UFC 104 ile bu oylamaya başlayabiliriz. 
Machida mı? Shogun mı?

Bu arada gecenin bir diğer önemli maçı da Cain Valasquez ve Ben Rothwell arasında

Machida, UFC 104'e hazır







Monday, 19 October 2009

Tarihten sayfalar: PRIDE gibisi gelmedi...

DREAM.12 ve Beyaz Kafes!

Japon MMA'i de sonunda kafese adımını atıyor. Bildiğiniz gibi Amerika ve İngiltere'deki kafes kültürünün aksine, Japonlar geleneksel olarak ringi tercih ediyorlar. K1 Dynamite olsun, eski Pancrase, PRIDE, Sengoku, DREAMolsun... hepsi ringde yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.

Şimdi ilk defa DREAM.12'de Japon MMA'i bir kafeste gerçekleşecek. Adına ''beyaz kafes'' denilen DREAM.12'nin kafesi UFC'ninki gibi sekizgen değil, STRIKEFORCE'unki gibi altıgen.



Saturday, 17 October 2009

O'nu hala tanımayan var mı?


Son İmparator Fedor, Amerika'da ilk defa pay-per-view'da (şifreli kanal / öde-seyret) değil, CBS ile kablolu yayında milyonlara ulaşacak!..

7 Kasım'ı bekleyin...

ilgili önceki haberler:
http://kansporu.blogspot.com/2009/02/fedor-baddest-man-on-planet.html

Friday, 9 October 2009

Yılın adamı: Minowaman!

Minowaman, DREAM - SUPER HULK TOURNAMENT'ta Bob Sapp'den sonra bir başka dev Hong Man Choi'yi de devirerek finale kaldı! 

PRIDE izleyenler bilirler, MMA dünyasında Ikuhisa ''Punk'' Minowa'nın, nam-ı diğer Minowaman'ın yeri bambaşkadır. (Hatta PRIDE'dan önce Pancrase izleyenler bilirler dicem ama aramızda hiç zamanında Pancrase izlemiş olan var mı bilmiyorum!) 
Minowaman, gözalıcı giriş şovları ve maksimum risk alarak dövüşen tarzıyla efsaneleşmiştir. Antremanlarda yaptığı beyzbol toplarından kaçmak, ırmak içinde çalışmak gibi akla gelmeyecek numaralarıyla biliniyor. Minowaman'ın, çift ayakla uçan tekmelerinden tutun da takla atıp yuvarlanarak rakibine saldırması gibi birbirinden garip ve estetik hareketleri onu seyircilerin sevgilisi haline getirmiştir. Minowaman'ın en önemli silahı şüphesiz ''bacak kilitleri''... Ancak Minowaman'ın ünü sadece bu akrobatik hareketlere ve şovmenliğine dayanmıyor. Minowaman, 1996 yılından bugüne 80'den fazla maça çıkmış gerçek bir cesur yürek! 

Minowaman'ın dövüştüğü rakipler arasında kimler yok ki... Wanderlei Silva, Ryan Gracie, Quinton Rampage Jackson, Kazushi Sakuraba, Gilbert Yvel, Phil Baroni, Evan Tanner, Don Frye, Kiyoshi Tamura, Kimo Leopoldo, Murilo Bustamante... adeta bir yıldızlar geçidi.

Bir orta siklet olmasına rağmen Minowaman, Mirko Cro Cop, Zuluzinho, Giant Silva ve Semmy Schilt gibi devlerin karşısına çıkmış ve korkusuzluğunu defalarca ispatlamıştı. Şimdi bu olayı bir adım ileri götürerek, son 2 maçında 2 gerçek devi, Bob Sapp ve Hong Man Choi'yi, mağlup etti. Finalde, bu yılbaşı gecesi, Kamerun'lu canavar Sokoudjou ile dövüşecek.

Hakikaten bu sabah evde tek başıma DREAM.11'i izlerken Minowaman'ın galibiyetiyle kendi kendime bir kahkaha atıp, heycandan bir iki de alkış tuttum sanırım. ''Punk'' Minowaman gerçekten eşsiz bir karakter... Ayakta alkışlıyoruz, Kan Sporu olarak selam duruyoruz...

Ortiz vs Griffin II kesinleşti

UFC 106'daki Ortiz vs Coleman maçı gerçekten çok güzel bir eşleşmeydi. Emekliliğe karşı direnen eski toprak Mark Coleman... karşısında uzun bir aradan sonra kafese dönen aç Tito Ortiz! Ancak malesef geçtiğimiz hafta Mark Coleman antremanlarda dizinden sakatlanıp maçtan çekilmek zorunda kalmış, ardından Tito, Coleman'ı suçlayan açıklamalar yapmış, daha sonrasında Coleman'ın menejeri de ondan aşağı kalmamış ve Tito'nun eşi Jenna'nın porno geçmişini işin içine katarak ağız dalaşını sürdürmüş, hatta en son Jenna Jameson da Twitter'ında ''Coleman'a yazıklar olsun'' gibilerinden bir cevap vermişti...  (Kaynak: Sherdog)

Tito ve Coleman arasında olaylar bu boyutlara taşınırken, UFC, Coleman'ın yerine geçmesi için Forrest Griffin'i ikna etmeyi başardı. Griffin, Spider Silva karşısında aldığı mega-şok mağlubiyetten sonra evlenip balayına çıkmıştı. İlk açıklamasında Forrest, kesinlikle bu maça çıkmayı düşünmediğini belirtmiş olmasına rağmen, şimdi resmi kaynaklar bu maçın kesinlikle UFC106'da gerçekleşeceğini söylüyor.

Monday, 5 October 2009

Carano, ESPN kapak kızı

Chuck Liddell ve Kimbo'dan sonra, dünyanın en ünlü spor dergisi ESPN'e kapak olan 3. MMA'ci Gina Carano oldu. Pek bir söze gerek yok.  Carano'ya hayran olmayan var mı!

Fedor dünya evine girdi

Marina ve ''Son İmparator'' Fedor Emelianenko dün sade bir törenle Rusya'nın Stary Oskol kentinde  evlendiler. 


Sunday, 4 October 2009

TUF favoriniz kim?

Bu blogu takip eden bir avuç kişiye sormak istiyoruz: TUF Heavyweights 10. sezon galibi kim olur?
Kansporu'nun adam gibi bir web sitesi haline gelmesi ve oraya basit bir anket yerleştirme fikri daha hala kaf dağının ardında gözüküyor. Sınırlı web bilgim ile ancak bu kadar zaman ayırıp bu blog sitesini yürütebiliyorum. Türkiye'de MMA ile ilgilenenelerin sayısı iyice artıncaya, ve işini bilen bir webmaster aramıza katılıncaya kadar bu basit blog ile karşınızdayız gibi gözüküyor. Ama olsun, bu bizi durdurmasın, tahminlerinizi bu yazının altına yorum olarak yazın!

Gündemde birinci sıraya oturan Roy Nelson mı? Sevimli dev Marcus Jones mu? Rampage ile ağız dalaşına giren İngiliz McSweeney mi? İlk maçın galibi Jon Madsen mı? Marcus'a çiçeklerden nefret ettiğini söyleyen itici Mike Wessel mi? Dövüşmek için sabırsızlandığını söyleyen Scott Junk mı? İçindeki düşmanla savaşan Kimbo mu? Kimbo ilk geldiğinde burun kıvıranlardan Justin Wren mi? Yoksa gözlüklü psikopat tipli Darrel Schoonover mı?

Benim favorim bu sitenin banner'ını hazırlayan Mete Yafet'e benzerliğiyle dikkat çeken Brendan Schaub.

Dana White'ın dediğine göre bu sezonun ilk 3 maçı bu sezonun en heycansız maçlarıymış. 8. bölüme geldiğimizde izlediğimiz maçlara inanamayacakmışız... 

Tahminlerinizi yazın. Sezon sonu kim haklı çıkacak görelim. Yanlış tahmin edenlerle dalga geçelim, laf atalım, sataşalım...

En son haberler ve vidyo röportajlar ile TUF'ı daha yakından takip etmek için: http://www.ufc.com/index.cfm?fa=tuf10.home

Friday, 2 October 2009

''Kimbo vs. Nelson'' reytingleri altüst etti!

TUF (The Ultimate Fighter) programının bugüne kadarki en büyük maçı geçtiğimiz çarşamba yayınladı. Biri internetin yıldızı, gerçek sokak dövüşçüsü Kimbo Slice, diğeri eski IFL şampiyonu, bu sporun üst düzey tecrübeli isimlerinden biri Roy Nelson...

Spike TV üzerinden 6.1 milyon izleyiciye ulaşan program, rekor kırarak Amerika'da gelmiş geçmiş en çok izlenen UFC maçı oldu. Tabi bu sadece Amerika'daki rakamlar... Bizim gibi internet üzerinden korsan izleyen milyonlar ve Brezilya, İngiltere, Rusya, Japonya gibi ülkelerin televizyonlarındaki reytingler de cabası!

TUF 10. sezon, 3.bölüme gelindiğinde akıllarda şu soru vardı. Kimbo, Nelson'u ayakta yumruklarıyla bitirebilcek mi, yok eğer Nelson Kimbo'yu yere alırsa, Kimbo, Nelson'un güreş ve BJJ tecrübesiyle başedebilcek mi?..

Beklenen oldu, Kimbo bir iki yumrukla Nelson'u sersemletti. Ardından Nelson, Kimbo'yu yere alıp üzerine çıktı, ve inmek bilmedi. İlk raund böyle bitti. İkinci raundda senaryo yine aynıydı. Kimbo'yu ''ters crucifix'' pozisyonunda kitleyen Nelson, Kimbo'nun kafasına yumrukları saydırdı. Bunlar çok sert, çok zarar verici yumruklar olmasa da, Kimbo kesinlikle karşılık verip hareket edemeyince, bir süre sonra artık Herb Dean maçı sonlandırmak durumunda kaldı. Kimbo, Nelson'un göbeği ile başedemedi...

Şimdi ne olacak? Kimbo'nun daha 3. bölümde elendiği bir sezon, aynı reytingleri tutturabilcek mi? Bu sorunun cevabı 3. bölümün sonundaki ''önümüzdeki hafta neler olacak'' montajında gizliydi. Siyahi dev Marcus (Kimbo ile 3.bölümde sıkı arkadaş oldular) dizinden problemli... Anlaşılan o ki Marcus sakatlanacak, yerine Kimbo girecek. Aksini düşünen var mı?

Wednesday, 30 September 2009

Türk basınında yalan dolan bir kafes dövüşü haberi...

''Krizin Mimarları Birbirlerini Dövüyor'' gibi saçma sapan bir başlık altında, HaberTürk'ün ekonomi sayfasında çıkan gülünç bir haber... 
Hiçbir kaynak belirtmeden, olayı o kadar yüzeysel geçmişler ki, tamamen asparagas bir haber olmaya ramak kalmış...

Sunday, 27 September 2009

K-1 World GP 2009 - Final 16

Aerts, Le Banner, Musashi, Schilt, Feitosa, Bonjasky ve Overeem gibi eski dostlar ile dünyanın en çok izlenilen dövüş gecesi K-1 Grand Prix'nin ilk 16'sı burda... Malesef Badr Hari de burda tabi...

Geçen senenin yarı finalisti Gökhan Saki, gözündeki bir sakatlık yüzünden bu sene turnuvaya katılamıyor. Saki'nin yerini Semmy Schilt aldı.

Wednesday, 23 September 2009

Şok: Rampage, MMA'i bıraktığını açıkladı!

Rampage, her zaman olduğu gibi yine gündemde! Ancak bu sefer olay biraz ciddi gibi... En son yeni A-Takımı filminde rol alcağı için Rashad Evans ile olan maçını erteleyen Rampage, UFC'nin sahibi Dana White'ın tepki dolu sözlerine hedef olmuştu. Anlaşılan o ki, olay büyüdü ve dün Rampage kendi resmi sitesinden MMA'i bıraktığını, artık aktörlük kariyeri peşinde koşacağını söyledi. Geçindirmesi gereken bir ailesi olduğunu da sözlerinin sonuna ekleyen Rampage, bakalım bu sefer nereye koşuyor...

Chuck Liddell'den Yıldızlarla Dans!

Vitor Belfort fırtınası geri döndü!

Dallas'da düzenlenen UFC 103'te, gecenin karşılaşması Vitor Belfort ile Rich Franklin arasındaydı. Son 2 maçında Dan Henderson ve Wanderlei Silva'ya karşı çok da ikna edici olmayan decision galibiyetleri alan Franklin, bu sefer Belfort'un fırtına gibi yumruklarına dayanamadı. Affliction'daki akılalmaz Lindland galibiyeti ile dikkatleri tekrar üzerinde toplayan Vitor Belfort, Franklin'i de ilk raundda bitirerek ederek çıkışını sürdürdü.

Maçtan sonra, Rich Franklin, pek birşey hatırlamadığını, ancak maçı kasetten izledikten sonra yorum yapabilceğini söyledi.

Şimdi Belfort ile Henderson arasında bir maç kaçınılmaz gibi. Henderson en son 2006 yılında PRIDE'da Belfort'u mağlup etmişti.

UFC 103, Cro Cop için yolu sonu mu oldu?

Geçtiğimiz haftasonu, Dallas'ta, UFC 103'de Cro Cop'un dönüşü görmeyi bekleyenler yine hayal kırıklığına uğradılar. En son Almanya'da UFC 99'da Mustapha Al-Turk'e karşı kolay ama şüpheli bir galibiyet alan Cro Cop, bu sefer genç Dos Santos karşısında tutunamadı ve 3. raundda sözlü olarak pes etti. 

Daha bundan 4 sene önce dünyadaki en korkulan 2. dövüşçü (Fedor'dan sonra) olarak kabul edilen Cro Cop efsanesinin yerinde şimdi yeller esiyor diyebiliriz. 2006 PRIDE Open Weight Tournamenet şampiyonu olan Cro Cop, UFC'ye geldiğinden beri eski günlerinden çok ama çok uzak... Cro Cop'un geçtiğimiz sene DREAM'de yaptığı maçlarda da eski elektrikten söz etmek mümkün değildi...

UFC 103'deki Dos Santos yenilgisinden sonra yaptığı açıklamada, kesinlikle eski motivasyonunu bulamadığını açıklayan Cro Cop, çok net emeklilik sinyalleri verdi. 35 yaşındaki savaşçı, 20 yıldır bir Spartalı gibi çalıştığını ve artık belki de vücudunun çok yorulduğunu söyledi. Zihinsel olarak da eskisi gibi hissetmediğini, eski açlığının da kalmadığını söyleyen Cro Cop, ''belki de PRIDE sonrası bu işi bırakmalıydım'' diyerek sözlerini noktaladı. (Kaynak: Arda K)

Cro Cop ile ilgili notlarımızın yanında, Werdum'u da nakavt etmiş olan Junior Dos Santos'un, bu galibiyetle birlikte çok sağlam adımlarla ağır siklet basamaklarını tırmandığını ekleyelim...

Sunday, 20 September 2009

Tim Sylvia galibiyeti hatırladı

Sylvia, geçtiğimiz haftasonu Adrenaline MMA adlı organizasyonda Jason Riley karşısında ilk raundda rahat bir TKO galibiyeti alarak tekrar kazananlar arasına döndü.

Bir zamanların UFC ağır siklet şampiyonu Tim ''The Manie-iac'' Sylvia, 2007'den bu yana galibiyeti unutmuştu. UFC'deki son maçında Minotauro Nogueira'ya yenilmiş, ardından Affliction'ın ilk eventinde Fedor'un karşısına çıkmıştı. Fedor karşısında 36 saniyede aldığı flaş yenilgiden sonra bir sene MMA'e ara veren Sylvia, bir sene sonra oldukça talihsiz bir kararla 46 yaşındaki eski boks dünya şampiyonu Ray Mercer'in karşısına çıkmış, ve 9 saniye içinde belki de MMA tarihinin en şok mağlubiyetlerinden birini almıştı.

Sylvia'nın galip geldiği gecede, bir başka galibiyeti hatırlayan isim de Houston Alexander oldu. 2007'de Keith Jardine'e karşı aldığı ekspress nakavt galibiyetiyle MMA dünyasına adını yazdıran Alexander da, UFC'de son 3 maçında galibiyet yüzü görmemişti.